dergi

Tek hatırlamamız gereken

  2000 yılında yayın hayatına başlayan 3.Göz dergisinin YENİ sayısı çıktı. Azim, kararlılık ve aboneleri sayesinde yirmi yılı geride bırakan 3.Göz bu kez SAYGI’yı ele aldı ve toplumca yokluğunu hissettiğimiz bu erdemin yaşamlarımızdaki izdüşümünü her yönüyle inceledi. Her biri çok değerli ve alanında yetkin yazarlarımız ve destekçilerimiz bu kez SAYGI

  2000 yılında yayın hayatına başlayan 3.Göz dergisinin YENİ sayısı çıktı. Azim, kararlılık ve aboneleri sayesinde yirmi yılı geride bırakan 3.Göz bu kez SAYGI’yı ele aldı ve toplumca yokluğunu hissettiğimiz bu erdemin yaşamlarımızdaki izdüşümünü her yönüyle inceledi. Her biri çok değerli ve alanında yetkin yazarlarımız ve destekçilerimiz bu kez SAYGIRead More →

Bir leylek tarlaya baktığında neler görür? Yiyebileceği böcekleri ve kurtçukları görür. Yani ihtiyacı olan şeyleri görür. Bir arı aynı tarlaya baktığında neler görür? Bal yapmasına yarayacak olan çiçekleri görür. Yani ihtiyacı olan şeyleri… Bir kelebekte o tarlaya bakar ve polenlerini birbirlerine taşıyacağı çiçekleri görür yani ihtiyacı olan şeyleri. Leylek arıRead More →

2000 yılında yayın hayatına başlayan 3.Göz Dergisi‘nin 20. yılını, 2020′nin 20 Şubat‘ında, Teşvikiye’de yeni açılan Kitap Koala Kitabevi’nde kutluyoruz. Hep hayalimizdir; dergimizin okurları, yazarları, her şekilde destekleyenleri, 3.Göz dergisini sevenler, açmak isteyenlere, bulmak isteyenler, anlamak isteyenler hepimiz bir araya gelelim, bir farkına varalım neler gelmiş -geçmiş, neler olmuş bu zamanRead More →

 “Biz hep o felaket filmlerindeki doğal ya da insan yapımı felaketlerin bizimle bir işi olmayacağını düşünürüz. Bizim dünyamızda öyle bir felaket olamaz. Olursa da yıllar sonra olacaktır. Bununla birlikte gerçeklik bize bunların holografik evrenin provaları, uyarıları, tahminleri olduğunu söyler, hayat süreksizdir.” Lan Xin İnsanlar açgözlülük, öfke, cehalet tarafından yönetildiklerinde doğanınRead More →

“SAYGI” kelimesini dünyanın neresinde, ne dilde dile getirirsek getirelim her daim “öteki” leştirdiklerimiz ile ilgili durumlara sergilediğimiz tavır ve halleri uyandırır. BOŞ BİR KAP SAYGI “SAYGI” kelimesini dünyanın neresinde, hangi dilde dile getirirsek getirelim her daim “öteki”leştirdiklerimiz ile ilgili durumlara sergilediğimiz tavır ve halleri uyandırır. Öteki halleri genelde büyükler, küçükler,Read More →

Ne güzel geçmiş yıllar, değil mi?  Hızlı mıydı? Hayır! Her anını o kadar farkında yaşadık ki…   Yıl 2000… Hiçbir şeyden bu kadar haberimiz yok. Sadece bize iyi gelen bir bilgi var ve gelişmesi gereken bir farkındalık. Hem enine, hem boyuna; hem kişisel hem kitlesel!    Düştük peşine bu iyi gelen şeyin.Read More →

Ben, Hüseyin Serdar Tanal, 1963 Yılında Antalya Elmalı Akçaeniş köyünde kerpiç bir evde dünyaya merhaba demişim. Neredeyse 3 yaşımdan beri tüm yaşamımı hatırlıyorum. İlk hatırladığım insan boyundan fazla kar yağdığı ve ablamın günlerce okula gidemediğiydi.(Şimdi kar yağmaz oldu) Evimizin dibindeki eski dere yatağında her gün bir kova balık tutup geriyeRead More →

Teknolojinin hayatımıza büyük bir yoğunlukla girdiği, nüfusun büyük çoğunluğunun kalabalık şehir hayatında yaşadığı günümüz dünyasında anne babaları bekleyen fırsatlar olduğu kadar tehditler de artıyor. Çocuk yetiştirmenin kuralları yeniden yazılıyor. Bu durum, yavrusunun üzerine titreyen anne babaları yeni arayışlara yöneltiyor. Özellikle internet ortamında hızla yayılan bilgiler ve uygulamalar, bir süzgeçten geçirilmedenRead More →

Hanuka, İbranice Adama, ithaf demek anlamına gelmekte olup, “Işık Bayramı” olarak ya da “Yeniden Adanma” olarak da anılmakta. Musevi Bayramı Hanuka, İbrani takvimine göre Kislev’in 25. günü başlayıp sekiz gün sürüyor. Her gün bir mum yanıyor… Sekiz gece boyunca, her gece bir mum artırarak yakılan bu ateşin hiç sönmemesi, yanarkenRead More →

1 İnsan bedeninin kendini korumak üzere aldığı önlemler hayranlık uyandıracak düzeydedir… Kimi zaman panik halinde bilmez insan neresinin kesildiğini; acı hissetmez… Kimi zaman kaynağını bilmediği bir güç ve dayanıklılık gösterir tehlike anında… Nasıl kaldırdı o ağırlığı? Nasıl koştu o mesafeyi? Nasıl dayandı? Anlayamaz.… Şuurun kaldırabileceğinden fazlasıyla karşılaştığında ise beyin… AltındanRead More →

İnsana düşünme şekli toplum tarafından verildiğinden,  her ne yaparsa yapsın insan,  her ne okursa okusun, o zihinle okuyacak, yapacak ve anlayacaktır…  Bu nedenle şüphe etmez,  okuduklarını anlayamamış olabileceğinden… “Bir profesör, ünlü bir Zen ustasını ziyarete gider. Zen ustası sessiz bir şekilde çayı profesörün bardağına doldururken, profesör Zen hakkında konuşmayı sürdürür.Read More →

Sorular bin yıllık… cevaplar bin yıllık… ama yine de tekrarlanmalı… çünkü biz yeniyiz… *** Eski anlayışımız, kabullerimiz, şablonlarımız, inançlarımız, imgelerimiz dursun isteriz… Eşyalarla dolu bir odada, eşyaları çıkartmadan boşluk isteriz… Eşyaları boşaltmakta direndiğimizden kaybettiğimiz zaman için ise, karşımızdakini suçlarız… Mümkün değildir midir bu isteklerimiz? “Zen öğrencileri, dingin bir zihin ve konsantrasyonRead More →

Saygı deyince aklıma ilk gelen belirsizlik bugünlerde… Bizim toplumumuzda ne yazık ki saygı tabu olarak görülüyor. Koşulsuz hasetlik, kıskançlık, şiddet gösteren büyüklerine dahi saygı beklenmesi, kadınların toplumumuzda yaşam alanlarına,kıyafetlerine,sosyalleşmelerine dahi tabu koyulması saygı olarak görülürken,aslında saygısızlığın ta kendisine dönmekteyiz kanısındayım. Saygısızlık, karşındaki kişinin varlığını yok görmek demekse, saygı; varlığını kabulRead More →

Hastalıklar fizik bedenimizde oluştuğunda, zannederiz ki fizik bedenimiz rahatsızlandı sadece. Oysa insan beş beden/ pancha koscha dediğimiz beş katmandan oluşur. En dışta ruh bedenimiz vardır. Yüzümüzdeki gülümseme kaybolduğunda ruh bedenimizde bozulmalar başlar, bu bozulmalar daha sonra zeka bedenimize, zihin bedenimize, enerji bedenimize ve en son fizik bedenimize gelir oysa.Stres, zihninRead More →

Türkler, ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul ettikleri ve Türk Mitolojisi’ne göre tüm insanların türediği ağaç olan Akçaçam Ağaçları’nı süslerlermiş bugün. Sonra süsledikleri ağaçların altında, çevresinde toplanır, şarkılar söyler ve eğlenerek geleneksel oyunlar oynarlarmış… Nardugan, Türklerin kutladığı diğer bayramlar olan Paktıgan ve Koçagan’la da uyumlu olup,  gündönümüne dayalı bayramlarla birlikte üçlü birRead More →

Her yaştan çocuk ölüme yakın deneyim yaşayabilir. Yeni doğanla ve bebekler de buna dahildir. Konuşmaya başlar başlamaz söyledikleri, ölüme yakın hallerin sarsıcı gerçekliğine aşina olmayan ya da hazırlıksız yakalanan anne babaları bir hayli şok edebilir. Ölüme yakın deneyimler yaşayan 3000’den fazlar yetişkin ve 277 çocuk üzerinde yaptığım bir araştırmaya dayanarak,Read More →

Sana bir masal anlatmak istiyorum, dinler misin? Ben çok sevdim, belki sen de sevebilir hatta kendini bu masalın kahramanlarından biri gibi hissedebilirsin. Bir varmış bir yokmuş, ülkelerden birinin küçük ve şirin bir kentinde yaşayan yalnız bir kadın ile, gene aynı ülkenin yeşili ile bilinen kentinin, küçük bir kasabasında yaşayan adamın yolları,Read More →

“Mitolojiyi anlayabilmek için öncelikle bilimi, sanatı, felsefeyi ve dini anlayabilmek gerekir… Metin Bobaroğlu 1 Mitolojinin varlıksal hakikatleri aktarma konusunda kullanılabilecek en yetkin anlatım biçimi olduğu söylenir… Elmas, onu cam sanan bir insan için nasıl camdan fazlası olmayacaksa; mitler de onlara masal gözüyle bakanlar için tarih boyunca masaldan fazlası olmamışlardır… BarındırdıklarıRead More →

Dergide yazar mısın? teklifi geldiğinde, paylaşmak istediğim şeylerin çokluğu ve ne yazsam ki acaba diye geçirdiğim şaşkınlığın birbirine karışması ile bilgisayarın başına oturdum. Satırlar akmıyordu, çünkü ilk defa kendim için değilde başkası için yazmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Ve kendime yazmadığımda satırların pek de samimiyet içermediğini farkettim. Sanki birisine bir şeylerRead More →

Bütün gün oturdum, yazı hazırlayacağım diye ilham bekledim. Yoga nedir, gel de kelimelere dök. Yoga öyle “oh esnedim çok rahatladım”la bitecek gibi değil ki… Ama uzun uzadıya yogayı anlatmak ta, çilekli dondurmanın tadını, onu hiç yememiş birine anlatmaya benzer. Ne kadar anlatırsan anlat, “şekerli” de, “koyu pembe”, “soğuk” de, yemişRead More →