Şatonun bodrum katı…

Batılı dünya görüşü bize kazanmak ve başarılı olmak için hep başkalarından daha iyi olmak gerektiğini, yarışmayı, rekabeti, ezmek, bölmek ve parçalamak gerektiğini söylüyor. Oysa konuya ben ve öteki diye baktığımızda kendimizi çelişkili bir çatışmanın tam merkezine oturtmuş oluyoruz. Bizler her şeyin bütün olduğu bir dün- yanın sadece bir parçası ama önemli bir parçasıyız. Evrende her şey farklı ama bir bütün olarak, bir arada yaşıyor. 

Bizler her şeyi kapsayan, içine alan kolektif bilincin bir parçası değil miyiz? Batının katı ve kapitalist görüşünün yaygın olduğu bir dünyada bu gerçeği unuttuk. Uzun bir süreliğine… 

Şimdi bir dönüşüm, bir geçiş çağında yaşarken içimizdeki bütünlüğü yeniden bulmaya çalışıyoruz. Niçin herkes meditasyon, yoga, reiki gibi doğu öğretilerinden yararlanmayı deniyor. Niçin? İçindeki tam ve bilgelik dolu bilinçli varlığını yeniden harekete geçirmek için! 

İçimizde üç katlı koskoca bir şato var. Biz gidip bodrum katında oturuyoruz. Sonra yavaş da olsa şatonun diğer bölümlerini de keşfetmeye başlıyoruz diğer birçok odanın kapısı hala kapalı ve içi tozlu! 

Önce ışığın yerini bulup odayı aydınlatmak gerek. Sonra da odaların tek tek tozunu almak! 

Dünya bir dualite laboratuvarı gibi çalışır. Önemli olan bu laboratuvarda ayrıştırılan zıtları yeniden birleştirebilmek! Zıtların birlikte çalıştığını anlamak. Soğuk olmazsa sıcak da olmaz. Gece gündüzü, gündüz geceyi takip edecek. Yolun her iki yönünü de görebilmek ve yolun aslında tek ama uzun olduğunu farkedebilmek. 

İyinin ve kötünün ötesine geçerek gidilecek tek bir yol var! Bunu yaparken yollarımız farklı olabilir. Önemli olan yolun sonunda nereye çıkacağımız! 

Hayat fırtınada gemiyi nasıl yönettiğimizle değil onu azgın sulardan sakin limanlara nasıl getirdiğimizle ilgileniyor.

Mine Kavalalı 

Yazarımızın HOMO NOVUS Kitabını incelemek için tıklayınız