Herkes için erişilebilir bir dünya hayali…

3 Aralık Dünya Engelliler Günü için farklı nasıl bir farkındalık yaratabiliriz diye düşünürken  Erişilebilir Her Şey ekibine ulaştık. Ekip üyeleri; Serim Berke Yarar, Seben Ayşe Dayı, Ilgın Aydınoğlu ve Hale Yıldız olarak ortak bir ortamda sorularımıza Cevap verdi. Biz önce farkına vardık ki, konu 1 günde hatırlanacak konu değil, bunun 364 günü daha var…

Erişilebilir Her Şey ekibi, farklı engel durumlarına sahip bireylerden oluşuyor. Hale 2008 yılında geçirdiği trafik kazası sebebiyle aktif olarak tekerlekli sandalye kullanıyor. Serim ve Seben Serebral Palsi durumunu yaşayan bireyler (halk dilinde beyin felci olarak bilinir). Ilgın ise halk arasında tavuk karası olarak bilinen Retinitis Pigmentosa durumuna sahip bir kör. 

Erişilebilir Her Şey ekibine giren kişiler kendilerini nasıl tanımlıyor?

Erişilebilir Her Şey’deki kişiler, değişime sonuna kadar inanan inatçı bireyler aslında..

Biz, erişilebilirliği içeriksel, iletişimsel ve fiziksel bakış açılarından ele alan tüm engellenen grupların yaşadığı sorunlarla ilgili, hak temelli duruş ve evrensel tasarım ilkelerini benimseyerek, erişilebilirlik alanında çözüm odaklı çalışan bir sosyal girişimiz.

Hayallerinizi gerçekleştirme yolunda kendinize dair “yeni farkına vardık” dediğiniz özellikleriniz ne?

Kendimize ilke edindiğimiz en önemli kavram, bir arada yaşayabilmek için temel taşlardan biri olan ‘’kapsayıcılık’… 

Herkes için erişilebilir bir dünyanın tasarlanması hayaliyle yola çıktık. Bu yolda farklı engel durumlarıyla ilgili birbirimizden öğrendiğimiz deneyimler herkesin ihtiyaçlarının değişkenlik gösterdiği yönündeydi. Durum böyle olduğunda, kapsayıcılığımızın ön planda olması gerektiğini daha net analiz edebildik. Çünkü herkes için erişilebilirlik demek ciddi bir uzmanlık alanı gerektiriyor. Bu durumda ekibimize kattığımız her bireyin deneyimleri ve uzmanlık alanları çok kıymetli. 

Gelecek ile ilgili hedefleriniz neler?

Erişilebilir Her Şey, gelecekte erişilebilir bir ülkede yaşamayı hedefliyor…

Sokağa çıktığımızda toplum tarafından ötekileştirilmediğimiz, mikro ve makro saldırılara uğramadığımız, her kitabı, internet sitesini, aplikasyonu bağımsızca kullanabildiğimiz, sinema, tiyatro, konferans, sergi ve festivalleri bir arada deneyimleyebildiğimiz özgür alanlarda birlikte yaşamayı hedefliyoruz. 

Yani kısacası; iletişimsel, içeriksel ve fiziksel anlamdaki düzenlemeler yapıldığında hedefini ve hayalini kurduğumuz dünyada yaşamış olacağız. 

Sizce engellilik algısı ülkemizde nasıl? Değiştirmek için neler yapılabilir?

Nereden başlayalım..?

Türkiye’de engelli olmak algısı, “engelli bir insan bağımsız yaşayamaz” cümlesiyle özetlenebilir. Özellikle orta yaşlı kitlenin sahip olduğu bilinç bu yönde maalesef. Toplumun genel algısını değiştirmek için ilkokul çağlarından itibaren doğru bilinçlendirme ve farkındalık eğitimleri verilmelidir. Bu şekilde toplumun engellenen bireylere bakışı olması gerektiği şekilde değişecektir. Böylelikle gelecek nesillere farklı düşünen ve/veya farklı görünen bireylerle birlikte yaşama kültürü aşılanacaktır. 

Ayrıca yazılı ve görsel medya dilindeki ötekileştirilme ve ajitasyon içeren söylemleri değiştirerek toplumsal algının hızla değişmesini sağlayabiliriz. Medya, toplumsal algı yönetimindeki en önemli araç olduğu için, bu alanda kullanılan dilin, ajitasyon ve ötekileştirmeden arındırılması toplumsal farkındalığı en hızlı şekilde inşa edebilir. 

Algıların değişmesi için öncelikle kendimizden başlayarak gündelik hayatta kullandığımız kelimeleri değiştirmeliyiz. Kelimeler değişirse algılar değişir, algılar değişirse kelimeler değişir…

Son olarak “özellikle söylemek istiyoruz” dediğiniz şeyler var mı?

3 Aralık Dünya Engelliler Günü kutlanacak bir gün değildir! 

“Uluslararası Engelliler Günü 1992 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 47/3 sayılı kararı ile ilan edildi. Toplumun ve toplumun her alanında engelli bireylerin haklarını ve refahını teşvik etmeyi ve engelli bireylerin durumuna dair politik, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın her alanında farkındalık arttırmayı amaçlamaktadır.”

Yukarıda gördüğümüz gibi hak temelli ve sosyoekonomik eşitliğe dayalı verilen bu tanım, engellenen bireylerin eşit haklara sahip olması gerektiğini gösterir. Ancak ülkemizdeki algı, engelliler gününü bir tüketim ve sempati aracı haline getirmiştir. Her yıl binlerce klişe kelime, cümlelerle ajitasyon içeren kutlama metinleri düzenlenerek, yine binlerce insan tarafından yanlış bir algıyla paylaşılmaktadır. 

Bugün uyandığınızda göreceğiniz ve paylaşmaktan kaçınmayacağınız, toplumun yardım etme ve iyi niyetine dayalı hazırlanan metin ve görsellerle karşılaşacaksınız. 

Sizlerle bu cümlelerden seçtiğimiz alıntılardan örnekler paylaşıyoruz. Son olarak bizler, engellenen bireyler 3 Aralık’ta var olduğumuz gibi yılın 365 günü de var olacağız! 

Gelin, hayallerimizi, hedeflerimizi değiştirdiğimiz algılarımız ve farkındalıklarımız ile birlikte yaşayalım. Gelin, hayallerimizi gerçeğe beraber dönüştürelim…

Eğer 3 aralıkta böyle cümleler kuruyor veya paylaşıyorsanız, şimdi tekrar düşünün…

  • Herkes bir engelli adayıdır, 
  • Hepimiz engelliyiz,
  • Engel bedende değil akıllardadır,
  • Sevgi engel tanımaz,
  • Engelli kardeşlerimize duyarlı olalım,
  • Önemli olan gönül gözü
  • Engel olmayalım destek olalım,
  • Engel fizikte değil yürektedir,
  • Yaşama sevinci engel tanımadı,
  • Engeller sevgiyle aşılır,
  • Engelliler gününüz kutlu olsun,
  • Engellileri seviyoruz,
  • Aşk engel tanımaz,

 

Eğer doğru algı veren paylaşımlar yapmak istiyorsanız, aşağıdaki cümlelere göz atabilirsiniz… 

  • Erişilebilirlik bir haktır ve hiçbir hak yardım konusu yapılamaz.
  • Herkesle eşit şekilde eğitimden, adaletten, sağlıktan, sosyal ve kültürel her türlü alandan yararlanmak istiyoruz.
  • Herkes için tasarlanmış kentler istiyoruz.
  • Yeteneklerimize ve eğitimimize göre istihdam edilmek istiyoruz.
  • Ayrımcılığın türü olmaz. Pozitif ayrımcılık yerine makul düzenleme ve erişilebilirlik istiyoruz.

Facebook: Erişilebilir Her Şey