İnsanın GDO’lusu olur mu?

Doğa sürekli bir değişim içindeyken bizim değişmememiz mümkün mü? 

Doğada her canlı türünün değişimi kendi cinsine göre benzerlik gösterirken biz insanoğlunun değişimi tamam ile birbirinden farklıdır. 

Biz hem kendi gelişimimizin yolculuğunu yaparken hem de bitkilerinkine hatta hayvanlarınkine de müdahale ederiz. GDO yu duymuşsunuzdur. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar.

Yani soğan yetiştiriyorsun ama bir balığın veya horozun da genini taşıyor. Böcek bile yemiyor ama ortam maalesef bu hale geldi. Böyle yapılmazsa soğan da olmayacak neredeyse. Gerçi ülkemiz gelişmekte olan bir ülke olduğu için daha o kadar kirletmedik doğayı, geliştik mi tamam. Yani nereyle kıyaslıyorsam olumlu düşünmeye yöneltiyorum kendimi. 

GDO diyorum, ama bilimsel olarak yazmak gerekirse; Herhangi bir canlıya hücre dışından uygulanan genetik tekniklerle yabancı bir kaynaktan gen aktarımı yapılması sonucu gelişen canlı GDO ‘dur. 

Neden? 

Asıl doğalı tükettik, ilaçlarla doğanın dengesini bozduk, şimdi bu bozuk dengeye uyum sağlayacak yiyecekler üretmek zorunda kalıyoruz,o kadar bozduk ki doğayı abuk subuk bileşimler ancak buna uyum sağlayabilir.

Ya bunları yapan İnsan?

Malesef o da ortama ayak uydurmak durumunda kaldı, bu geçişe ayak uyduramayanlar psikolojik olarak bozuldular.  

Şimdi bu bozuk dengeye uyum sağlayabildiğimizde hepimiz GDO’lu olacağız. Malesef bozularak buna ayak uydurabiliriz. 

Her gün o kesildi bu asıldı haberlerine bağışıklık kazanmamız bir timsah geni kazandığımızın belirtisi olabilir mi. Dünya da hala savaşlar devam ederken boş boş ekranlara işimize gücümüze bakarken bir devenin vurdumduymazlığını mı alıyoruz. Kötü olayları sosyal medya da paylaşırken, kınarken güneş kendi öttüğü için doğuyor zanneden horoza doğru bir adım mı atıyoruz. 

GDO’lu ürünleri yiyerek bu hale gelmedik herhalde, ama bize aynı süreç değdi. Etraf kirlendi ve biz bu şartlara uyum sağlamak adına ruhsal genlerimizi değiştiriyoruz.

Peki ya doğal değişim… 

Biraz doğal ve güçlü değişime değinelim ve tohumdan başlayalım. 

Bir kayanın üzerine düşmüş bir tohum sırf toprakla buluşamadığı için gelişimini durdurur mu?

Kayayı parçalayıp toprak haline getiren ağaç olma yolunda ilerlerken bulunduğu olumsuz ortamı olumlu bir yapıya hatta beslendiği bir yapıya dönüştüren tohumlardan bahsediyorum. Doğanın kalan insan eli değmemiş yapılarına bakalım. Neyse ki ülkemiz de henüz böyle yerlerde var. O zaman kayaların arasından çıkan kökleri gözlerinizle görebilirsiniz. Güçlü bir ağaç olmak için ille de toprağa ihtiyaç duymayan bir değişim. Yavaş, sabırlı, zorlu ama güzel bir değişim. 

Bu değişimi maalesef yetişkin insanlarda gözlemleyemiyoruz ancak çocuklarda görülebilen bir değişim. Vazgeçmeme, değişirken gelişmek, büyümek baltalanmayana kadar  büyümek…

İş Dünyasına bakalım…

GDO ‘lu mısırın polenlerinin kelebeklerde ölümü arttırdığı , GDO ekimi yapılması ile Pestisit* kullanımının arttığı gibi bu çalışmalar ile birlikte GDO’lu tarımın kimyasal ilaç kullanımını belirli oranlarda azalttığını gösteren çalışmalar da var tabi.

Farklı kurumsal yapıların ve araştırmacıların çalışmaları incelendiğinde GDO’nun insan sağlığı ve çevre üzerine riskleri ile ilgili farklı sonuçların ortaya konduğu görülmekte. Bununla birlikte Türkiye’de yeni düzenlenen GDO pazarı dünyada farklı alanlarda hızla büyümeye devam etmektedir. 

Belirsizlik… 

Ancak GDO’lu bir insan veya yapının yarattığı ticari kaygılar, böyle bilinmezlik yaratacak bir dünya dengesizliğini kabul edebilir ve üzerine işlem yapabilir. 

Peki İnsansal GDO ile nasıl başa çıkarız?

Doğal olarak, mümkün olduğunca ve kaçınılmaz değişimden olumlu bir şekilde yol alarak. 

Sürdürülebilir bir dünya için dünyanın doğal insanlara ihtiyaçları var. Kendini değişimin akışına bırakan değil, ortamı ne kadar uygun olmazsa olmasın inatla kökleriyle kayayı toprağa çeviren ağaçlar gibi direnmeye ihtiyaç var. İş ile yaşamı bir araya getiren bundan dünyaya fayda sağlayan yarattığı etkinin küçüklüğüne ve büyüklüğüne bakmadan yürüyen GDO’ lu bulaşıklarla bile mücadele ederken doğallığını koruyan insanlara ihtiyaç var. 

Peki sen hangisisin sayın okuyucu yoksa GDO’lumusun?

Sana Dünya’nın ihtiyacı var.

Değişiminde katkın olmadığını mı düşünüyorsun?

* Arı katili bir tarım ilacı çeşidi

TÜLİN AKIN

Ashoka Fellow – Tarım Sektöründe Sosyal Girişimci 

3.Göz Arşivden