Çocukların açılan farkındalıklarından gidiyoruz yine.
Yıl 2004 Kasım ayı. Naturel Festivali’ndeyiz. Festivalden sonra da bir toplantımız var. İndigo Çocuklar hakkında. Festivalde de bunu duyuracağız. Standımızı kurduk. İlgilileri bekliyoruz. Gelenler, gidenler, hoşbeş sohbetler…
***
Bir bey geliyor standımıza. “Üçüncü Göz nedir? diye soruyor. Yanında da 5 yaşlarında bir çocuk var. O da aynı soruyu soruyor. Bağlantıları var mı? diye bakıyorum, yok! Çocuğun annesi ile yanımdaki masada bizim arkadaşla konuşuyor.
Adam soruyor, çocuk soruyor. Adama anlayacağı dilden anlatıyorum, çocuğa nasıl anlatayım diye düşünüyorum. Bir iki cevap verirken farkediyorum ki; çocuk bilgilenmek için değil, ben biliyor muyum diye soruyor. İşimi bilerek mi yapıyorum? Konuları bilerek mi anlatıyorum?
Yan masada annesi ile arkadaşım hala konuşuyor. Arkadaşım anneye yapacağımız toplantı hakkında bilgi veriyor. Davet ediyor. Kadın da mail adresini yazıyor. Çocuk da ısrar ediyor. Onunki de yazılmalıymış. Ona da ayrı form veriyoruz, mailini yazıyor ☺
Sonra annesi çocuğa diyor ki; “Bak bir toplantı varmış, indigo çocuklarla alakalı” ona gidelim”
Çocuk diyor ki;
“Benimle alakalı konularda bana sormadan karar vermeni istemediğini söylemedim mi sana? Buna karar vermedik mi?”
Anne:
“Tamam, tamam” diyor, “gitmeyelim!”
***
Oğlunu dinleyen bir anne. Sevinelim mi, üzülelim mi gelemeyişlerine şaşkınız…
Devreye giriyorum;
“Niye gelmek istemiyorsun?” diye soruyorum. Aldığım cevap şu;
“Kendi türlerimle şu an görüşmek istemiyorum.”
Yıllar geçti bu cevap aklımdan hiç çıkmadı.
“Kendi türlerimle şu an görüşmek istemiyorum.”…
“Peki, ya başka gezegende gelenler olursa?” diye bir hala daha yaptım.
“O zaman belki gelmeyi düşünebiliriz.”
***
Toplantımızı yaptık. Kalabalık bir grup vardı. Anneler, çocukları, gençler, babalar. O zaman 20’li yaşlarında olan iki çocuk sunum yapmıştı. Bizim beş yaşındaki çocuk ve annesi gelmediler ama bu hikayem de hiç aklımdan çıkmadı.
Nasıl çıksın? Çıkmasın!
Demem şu ki; o yıllarda tohumlar atılmıştır. Belli ki daha öncesinden. Bu yüzden ben gelecekten umutluyum. İndigolar, kristaller, yıldızlar, pırlantalar… O kadar çoklar ki. Bir araya gelmeleri an meselesi…
Umudum işte bu yüzden!
Güler Pınarbaşı

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.