Kağıdın serüveni: Origami

Yazı: Oya Çıldır

 

Oya Çıldır: Japon ev arkadaşının bir Origami kitabı ve bir paket Origami kağıdı hediye etmesiyle tanışmış bu sanatla. Başlangıçtan itibaren hoşuna gitmiş uğraşmak. Yeni figürler, yeni katlama şekilleri keşfetmek, sakin küçük maceralar olmuş onun için.  Ellerim renkli kağıtlarla meşgulken zihnim arınma ve dinlenme imkanı buldu diyor. Yaratıcılığı geliştirdiğini düşündüğü için çocuklarla bu konuda atölyeler yapıyor. Aynı şekilde yetişkinlerle de çalışmakta. Ellerinin oyuncu olduğu bir reklam filmi de çekmiş. Halen Tai Chi Chuan eğitmenliğinin yanında, Uzakdoğu’nun değerli bir hazinesi olarak hayatına katılan Origami Atölyeleri’de düzenlemekte.

Origami en kısa tanımıyla kağıt katlama sanatıdır.  İsmi,  Japonca iki kelimenin birleşmesinden oluşur. “Ori” katlamak, “kami” kağıt demektir. Bazı kaynaklar bu uğraşının Japonya’ya dayandığını söyler. Bazı kaynaklar ise kağıdın bulunduğu Çin’e dayandığını fakat Japonya’da geliştiğini söyler. Bu sanırım komşu ülkeler arasında hep olacak bir konu. Aynı bizdeki Türk Kahvesi’nin veya baklavanın asıl kime ait olduğunun konu edilmesi gibi. Ama yine de eldeki kaynaklardaki bilgiler daha çok Japonya’ya dayanıyor.

Bu kaynaklara göre, Origami geleneğinin 600 yıllık veya daha eski bir geçmişi var. Japon aristokratları merasim hediyelerini sarmak için beyaz kağıtları katlayarak kullanırlarmış. Törenlerde ve önemli günlerde değişik kağıt katlama çeşitleri kullanılmış. Hatta kılıç ustalarına verilen diplomaların taklit edilmemesi için değişik usullerde katlandığı da söyleniyor. Uzun yıllar gelenekler çerçevesinde devam eden Origami’nin 1950’lerde Japon bir balıkçı olan Akira Yoshizawa’nın nemlendirilmiş kağıt ile yaptığı figürlerle bir çıkış yaptığı anlatılıyor.

Klasik Origami uygulamasında, genellikle tek parça ve kare kağıtlar kullanılarak, çeşitli hayvan ve eşya figürleri yapılır. Modüler Origami olarak adlandırılan, parçalı Origami yapımında birden fazla kağıt kullanılır, birbirine benzer şekillerin birleşmesinden veya birbirlerine takılıp çıkarılmasından oluşur. Bu yöntem ile genellikle geometrik şekiller yapılır.

Her türlü kağıttan, gazete kağıdından dahi Origami yapılabileceği gibi, bu sanata özel kağıtlarla yapıldığında kompozisyonu veya şekli tamamlayacak bir renk veya desen kullanmak mümkün olur.  Origami kağıtları genellikle renk renk olur ve iki yüzü farklı renktedir. Bu, katlamanın nasıl yapıldığının anlaşılmasını kolaylaştırdığı gibi, şeklin daha belirgin olmasını da sağlar.

Origami, bugün sadece Uzakdoğu’nun geleneksel bir sanatı olmaktan çıkmış,  pek çok ülkeye yayılmıştır. Bu konuda dernekler, klüpler kurulmuş, her meslekten her yaştan insanın uğraştığı bir hobi olmuş, aynı zamanda bir eğitim aracı olarak da kullanılır hale gelmiştir. Mesela geometri soyut kavramları içeren bir ders olduğu için, çocukların bu derste işlenilen konuları çabuk kavramaları ve hatırlamaları kolay değildir. Origami yaparken çocuk sürekli geometrik şekillerle karşılaşır. Bu onların şekiller arasındaki ilişkileri kavramalarına ve soyut kavramları görselleştirmelerine yardımcı olur. Üç boyutlu düşünebilme kapasitelerini geliştirir.

Dahası da var. Origaminin ileri katlama tekniklerinin şablonları, mobilya, moda, dekorasyon, endüstri ürünleri ve uzay araçlarının yapımına yardım ediyor. Katlama dahilerinden biri olan Robert Lang’ın geliştirdiği, bilgisayar destekli böcek katlama yöntemi, günümüzde otomobillerin hava yastığı tasarımında kullanılıyor. Astronomlar, dev bir uzay teleskobunun merceğini katlayıp taşıyıcı bir rokete yüklemek istedikleri zaman, Lang’a başvuruyorlar. Böylece yeni bir meslek doğuyor. Endüstriyel tasarımın katlama danışmanlığı.

Çocuklar da olduğu kadar büyüklerde de hafızanın kuvvetlenmesine, el-göz koordinasyonunun, dikkatin, soyut düşünebilme kapasitesinin artmasına hizmet eder. Tüm bu yetiler birleştiğinde ise yaratıcılık yeteneğini destekler hale gelir. Katlama esnasında sağ ve sol el birlikte kullanıldığından fizyoterapistlerin kullandığı yöntemler arasındadır.

Origami, seri üretim halinde yapılamayacak olan, tek tek elle yapılması gereken bir uğraşıdır. Bu bizim kültürümüzde, şifahanelerde kullanılan, “meşguliyetle tedavi” yöntemi gibi de kullanılabilir. Eller çalışırken, zihin tek bir işe odaklanarak dinlenme imkanı bulur, ruhen sakinlik sağlanır.

Özetle, katlayarak dinlenebilir, eğlenebilir, gelişebilir, yaratıcılığımızı artırabilir ve geçmişten gelen bir sanatı uygulayabiliriz.

 

Sizin fikriniz nedir?