Bir korkuyu yenme çalışması…

Bir cumartesi akşamıydı. Anadolu yakasında bir arkadaşıma davetliydim o da hadi evde yemeyelim dedi ve bir çınarın altına kurulmuş, salaş bir yere yemeğe götürdü. Keyifler yerinde, afiyetle yemek yerken, bir fare gördüm.

– “Ahah! Gözüme mi?” derken biri, biri, birileri daha benim gibi onu gördü ve benim içimden attığım -”yiiiiaaaaaaowwww” sesi  bir anda koroya dönüştü.
Sanki bana bir güç geldi. Farecik ise üzerimize doğru gelmekte!..
Neredeyse ben dahil herkes sandalye tepesine çıktı! Biz fareden korkuyoruz ama farecik bizden beter. Dört bir yana doğru gidiyor. Hani şöyle ki, belki beni bu karmaşadan bu kurtarır diye bir umut belseyerek bana bile geldi.
Sonra, ben; “Aman öldürmeyin, dışarı atın” desem de cılız bir sesle, diğer müşteriler korktuğundan ve yemek için gidilen yerde bir fare olduğundan dolayı suratlar değişmeye başladı. Benim cılız sesime bir kaç kişi daha;
-“Öldürmeyin aman dışarı atın nazikçe” deyince benim sesim daha bir güçlendi. Tam o sırada diğer masadan bir ses geldi:
-“O fare değil bir Hamster”…
– “Hamster mı?”

Araştırdım tabii sonra. Hamsterlar önce fare gibi görünse de değillermiş. Ama şaşırtıcı şekilde benziyorlar. İlginç olan şu ki; Hamsterlar sevimli hayvanlar sınıfına girse de fareler öyle değiller.

Bunu duyan, korkan ve ayaklarını geçiş alanından kaçırmaya çalışan herkes gülmeye başladı. Birden ortadaki korku enerjisi sevgiye dönüşmüştü. “Buraya nasıl fare gelir?” düşüncesi; “Şaşmıştır, yolunu karıştırmıştır, ne yapsın ki? Yaşayacak alan mı bıraktık …” vb. yaşam felsefesine kadar gitti anında.
Ve sonunda ortalıkta onu yakalamaya çalışan garsonlar fareciği tuttular,  kibarca bahçeye saldılar. Bu yolunu şaşırmış fareciğe ‘misafir’ muamelesi yapıldı neredeyse…
Ve aklıma şu soru geldi; hepi topu serçe kadar olan bu farede neden serçe sevimliliğini bulamıyor şu insanlar? Ben fare korkumu bu benzetme ile yenmiştim de. Bu yenmiş halimdi.
Ne zaman bilmediğim  bir konu da korkum gelişse, hemen bilgi sahibi olur ve o korkuyu yenerim. Tavsiye ederim. Sevgiler,

 

Güler Pınarbaşı