Pandemi dönemi sadece günlük hayatımızı kesintiye uğratmadı; algımızı da susturdu. Sürekli bilgi bombardımanı, sosyal medya gürültüsü ve haber akışı, 3. gözümüzü paslandırdı. Zihin, bu karmaşa içinde “hızlı karar ve otomatik yorum” üretmeye başladı. Böylece sezgi geri planda kaldı, kuruntu ve alışkanlıklar güçlendi. Durmadık, içimize kapandık!
3. göz, mistik bir kavram değil; daha basitçe ayırt etme yeteneğidir. Olanla anlatılanı, duygu ile yorumu, bilgi ile kuruntuyu ayırabilmektir. Bu yetenek pandemi döneminde geri çekildi, çünkü algı ancak sessizlik ve sabır içinde netleşebilir.
Sezgi ile yorum arasındaki fark:
Sezgi: net, sakin, tek cümlelik gelir ve zamanla doğruluğunu gösterir.
Yorum/kuruntu: aceleci, gerekçe üretir, çoğu zaman yanlış yönlendirir.
Algıyı yeniden açmak için üç adım:
Yavaş karar ver: Acele etme, bekle.
Ham gözlem yap: Önce olayı olduğu gibi gör, sonra yorum ekle.
İç dürüstlüğünü kullan: Hoşuna giden fikir doğru demek değildir; fark et ve sorgula.
Bu adımlar basit görünebilir ama günlük hayatta uygulandığında algıyı güçlendirir, sezgiyi yeniden canlandırır ve 3. gözün pasını söker.
Küçük egzersiz: Gün içinde üç olayı sadece gözlemle kaydet, yorum yapma. Akşam geri dönüp hissettiğin farkı yaz. Zamanla fark edeceksin.
Haydi hep birlikte açalım şu 3.Gözümüzü!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.