Aslan miyav dedi

Yazı: Hüseyin Akdağ

  

İnsanın yaratıcılığı, kendiyle olan yolculuğunun bir parçasıdır. Ne kadar ki olanı keşfeder, o kadar genişler ve o genişlikte ‘’yeni yollar’’ açar! İşte bu yollar, ‘’yaratıcı’’ ışığı daha iyi anlayıp onunla bütün olarak açılan yollardır. Zaman içinde zaman yaratmak ve o zaman içinde sonsuzlaşmak…

Her insan, içinde ‘’Tanrılık’’ ışığı taşır. Nedir Tanrı? Orhun Yazıtları’nda ilk çözümlenen sözcük olan ‘’tengri’’ kelimesinden gelen, ‘’evrenin ve her şeyin yaratıcısı, koruyucusu, yöneticisi olduğuna ve birliğine inanılan yüce varlık, Yaradan’’ Kur’an-ı Kerim’de ‘’ Biz Adem’e ruhumuzdan üfledik. ‘’(A’la, 87:2) olarak geçer. Yaradan, ‘’yaradılan’’da ‘’kendini’’ yaratmıştır. İşte bizdeki ‘’yaratıcı’’ parçanın sırrı! Yaratıcılık, ‘’Tanrısallaşmak’’ ve o ulaşılan mertebede varlığın özüyle buluşup o özde var olan gücü yaşama katmaktır. ‘’ (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. ‘’( Al-i İmran ) ‘’akıl’’ Tanrılık diliyle iletişim kurmaktır.

Hayaller gerçekleşir, sadece insanın bu gerçekleşme için her zaman yeni yollar olabileceğinin esnekliğini koruyabilmesi gerekir. Daha farklı nasıl ve daha farklı neler olabilirdi? İşte ‘’altın’’ soru! Yaşamımızın bu sorunun kendini ne kadar var edebildiğinden ibarettir.

İnsan varoluş yolculuğuna, bilincin henüz aktif olarak devreye girmiş olmadığı bir dönemde, yokluğu deneyimleyerek başlar. Her şey vardır ve kendisini bu varlığa ait statik bir parçaymışçasına anlamaya çalışmaktadır. İlk fark ettiği hissettiği bir eksiklikte gerçekleştirdiği ağlamak eyleminin onun kendinde hissettiği eksikliği gidermesi! Bu iş bedenini çok konforlu hissetmediği etkileşimlerin dışavurumsal süreçleriyle devam eder! Yine de daha çok pasif konumdadır, yaşamın onun varlığıyla kurduğu iletişim onun bu iletişimi gerçekleştirme metdolarıyla doğrudan ilişkilidir. Derken hareket yetisi kazanır ve bu yetinin bir şeyleri kimsenin onun için yapacaklarına ihtiyaç duymadan değiştirebileceğinin farkına varır. İşte şimdi dünya yeni bir dünya olmaya başlamıştır. Alıcı dönemin yerini alan bu dış dünya üzerindeki etkimizi anlamaya çalışma dönemi, yaşamın çok daha ileri yaşlarında gerçekleşen farkındalık eşikleri için de geçerlidir. Bize inandırılan, kısıtlı yolların varlığı ve bizim bunlardan birini seçmek zorunda olduğumuzdur; bununla birlikte zamanla yeni olasılıklar açılır önümüzde ve bu olasılıklar, daha farklı olasılıklarla türevlenir. Şimdi şanslıysak anlamaya başlarız ki yaşam bizim hayal edebildiğimiz en son şeyin ne olduğu kadar bir rutinlik içerir. Hayaller gerçekleşir, sadece insanın bu gerçekleşme için her zaman yeni yollar olabileceğinin esnekliğini koruyabilmesi gerekir. Daha farklı nasıl ve daha farklı neler olabilirdi? İşte ‘’altın’’ soru! Yaşamımızın bu sorunun kendini ne kadar var edebildiğinden ibarettir. En büyük yaratımımız yaşamımızdır. ‘’ Herkes kendini yaratır. ‘’ Bunun ne anlama geldiği çok iyi anlaşılmalıdır.

Bugün hangi yoldan gitmemiz gerekiyordu da biz başka bir yola saptık? O saptığımız yolda hangi yeni, farklı olasılıkların kapısını araladık? Nerede rutini kırdık? Herkesin söyleyeceğimize inandığımızdan başka kelimelerle görünür olmayı başardık? Kimi şaşırttık? Kendimizi ne kadar şaşırttık? Neyi daha farklı yaptık? Neyi başarabileceğimizin farkında bile değildik? İşte bu heyecanı duyup yeni bir zamanı yaratabildiğimiz kadar insandık!

İnsan, anda yaşar ve anı yaşatır. Bu sır, ‘’zamanın ötesi’’ ile kurulan bağdır. O zaman gerçek sır uyanır ve insan, kendisinde kayıtlı Tanrılık ışığına ulaşır. Çok mu sıkıldınız? Kapatın gözlerinizi ve gözlerinizi, gözlerinizin önüne getirin! Kendinize bakmakta olduğunuzu hayal edin! Kendinize ‘’ Hadi dostum şaşırt beni! ‘’ deyin, içinizden geçenleri dinleyin ve harekete geçin! İşte insanın kendisine verebileceği en büyük armağan, kendini çağırdığı o yerde olmaktır; çünkü içindeki ‘’yaratıcı ışık’’ orada kendini uyandırır. Özgür ol! İşte şimdi sınırların ötesinde yeni bir yaşamın ışığı var ve senin de bu yaşama ihtiyacın! Sınırları kaldırmadan, kendi parmaklıklarından özgürleşmeyi başaramazsın! O zaman kimseyi de suçlamamalısın tüm olmayanlar için! Ya o adımı atarsın ya da hep zarardasın! İşte hepsi bu!

Sizin fikriniz nedir?